Banner Maker
Image by FlamingText.com

« Önceki | Sonraki »

23/4/2008

böbrek taşı tedavisi

TAŞI OLUŞTURAN SEBEPLER:
Uzun dönem hareketsiz kalma
İdrar yolu enfeksiyonları
Böbrekte yapısal bozukluklar
Böbrek rahatsızlığı bulunanlar
Beslenme alışkanlıkları
Sıcak iklim kuşağında yaşamak
Yetersiz sıvı alımı.
Bazı ilaçlar (anti-viral ilaçlar)
Genetik faktörler.
Metabolik hastalıklar (Gut gibi)
Geçirilmiş barsak hastalıkları
Yüksek dozda D vitamini alımı ve kalsiyum alımı
Aşırı kilolu olma

TAŞLI HASTALARDA BULGULAR:
İdrar yolu taşları hiç bir bulgu vermeyebilir. Bazense ciddi bulgular verebilir. En sık rastlanan yakınma ve ağrıdır. Karakteristik ağrı kolik diye adlandırılan ve böğür bölgesinden başlayıp öne doğru ilerleyen kasık ve testislere de ilerleyebilen (Erkeklerde) ağrılardır. Ağrılar taşın hareket etmesine veya üriner sistemin tıkanmasına bağlı olarak gelişir. Bazen gözle görülebilecek düzeyde idrarda kan görülebilirken baze de sadece mikroskobik incelemeyle ortaya çıkar. Zaman zaman bulantı ve kusma olabilir. Kötü bulanık idrar ve ateş de bu hastalığın eblirtileri arasındadır.EN SIK GÖRÜLEN TAŞLAR HANGİLERİDİR ?

Böbrek taşları çeşitli kimyasal kombinasyonda olabilirler. En sık görülen kalsiyum taşlarıdır. Kalsiyum taşları sıklıkla okzalat veya fosfat ile kombinasyon halinde bulunurlar. Daha az sıklıkla enfeksiyon taşları (magnezyum amonyum fosfat taşları) ve daha da az oranlarda ürik asit ve sistin taşları görülür.

TAŞLARLA İLGİLİ ENDİŞEMİZİN NEDENİ NEDİR?
Taşlar sıklıkla ağrılara neden olurlar.
Üriner sistemde enfeksiyon kaynağı olabilirler.
Eğer idrar yolunun herhangi bir bölgesinde tıkayıcı bir durum oluşturmuşsa zamanla böbrekte fonksiyon kaybına neden olurlarTAŞLARIN OLUŞUMU ÖNLEMEK MÜMKÜN OLABİLİR Mİ?

Tekrarlayıcı böbrek taşı olanlarda bazı tavsiyelere dikkat edilerek taşın yeniden oluşumu engellenebilir ya da yeniden oluşması geciktirilebilir. Bu nedenle 24 saatlik idrar analizi ve kan analizini içeren bir değerlendirme yapılır. Ayrıca daha önceki taşların kimyasal yapısı araştırılarak taşların kimyasal yapısı anlaşılır. Metabolik değerlendirme denilen bu işlemlerle idrarda taş oluşumuna yol açabilecek maddelerin düzeyleri ölçülüp sonuca göre diyet ya da ilaç verilebilir.

Ayrıca:
Günlük 2 litre sıvı alımı
Hayvansal protein alımının azaltılması
Tuz tüketiminin azaltılması
Lifli dieti tercih etmek
Taşın kimyasal yapısına göre verilebilecek diete uygun beslenme rejimi tavsiye edilir.

23/4/2008

akut bronşit tedavisi

Akut bronşit tedavisi

Hastanın odası sıcak ve nemli olmalıdır. Ateşsiz ve hafif seyirli akut bronşitlerde antibiyotik tedavisi gerekli değildir. Küçük çocukların, yaşlıların, kalp hastalarının, amfizem ve kronik bronşitli hastaların akut bronşitlerinde antibiyotik kullanılmalıdır. Yüksek ateşle seyreden olgularda mutlaka antibiyotik verilmelidir.

Ateş ve ağrısı olan hastalarda tedaviye ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar eklenmelidir. Balgam çıkaramayan hastalarda sürekli ve rahatsız edici kuru öksürük varsa öksürük kesici ilaçlar da başlanabilir. Hastanın balgam atması halinde balgam söktürücü ilaçlar kullanılmalıdır

22/4/2008

nezleden korunma yolları

AZ YAĞLI SEBZE YİYİN
Düşük enerjinin performansı düşüreceğine dikkat çeken Aylin Yılmaz, gripten korunmak için şunları önerdi:

*
Protein ve manken diyetleri gibi dengesiz olan tek tip beslenme programlarını uygulamayın.

* Sebze yemekleri veya salata porsiyonlarınızı gün içinde arttırın. Her gün 2 porsiyon salata ve 2 porsiyon az yağlı sebze yiyin.

*
Meyve tüketiminizi günde 5 porsiyona yükseltin. Bu da ortalama olarak 5 meyve demektir. Meyve tüketiminizi arttıramıyorsanız her gün bir bardak portakal veya mandalinagreyfurt suyu içmeye özen gösterin.

* Vücut direncinizi azaltacak kızarmış besinler, cipsler, hamurlu tatlılar gibi aşırı yağlı besinlerden, asitli içeceklerden, aşırı kafeinli ürünlerden uzak durun.

*
Alkol tüketimini azaltın. Çünkü fazla alkol alımı fazla enerji alımına neden olur. Alkolden alacağınız enerji boş bir enerjidir ve vücut direncinizi düşürür.

* Lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi özellikle kış sebzeleri ve meyvelerini tüketin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgiller bunların başında gelir.

*
Sebzeleri çok yüksek ateşte pişirmeden hazırlayın. Yemekler hazırlandıktan sonra zeytinyağı ilave edin. Her gün 2 litre su için.

* Kuru meyveleri ve yağlı tohumları cebinizde bulundurun. Ara öğün olarak badem, ceviz ve kayısı yiyin.

22/4/2008

gripten korunma yolları

Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bulgular genellikle 7-10 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen sinüzit, bronşit veya zatürre gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle gripten korunma çok önemlidir. Özellikle grip salgınlarının yaygın olduğu sonbahar ve kış aylarında alacağınız basit önlemler ile gripten korunabilirsiniz:

Dengeli beslenin
Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminler yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir.

Yeterli miktarda su için
Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmesi faydalıdır.

Düzenli spor yapın
Sağlıklı yaşamın bir parçası olan spor, gripten korunmak için de çok önemlidir. Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması faydalıdır.

Stresten uzak durmaya çalışın
Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir. Bu nedenle, çeşitli yollar ile stresten uzaklaşmak sağlıklı kalmayı da beraberinde getirecektir.

Sigara içmeyin
Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.

Kalabalık yerlerde kendinizi korumaya çalışın
Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla ( 160 km/saat ) hareket ederek 3- 4 metre uzağa yayılabilir. Bu nedenle özellikle bu tür yerlerde havalandırmanın iyi olmasına dikkat etmek, temizliğe özen göstermek gibi basit tedbirler ile gripten korunabilirsiniz.

Düzenli uyuyun
Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.

Aşırı sıcak ortamlardan kaçının
Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamlarda bulunmak , solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olacağından virüslerin vücuda girişini kolaylaştırabilir.

22/4/2008

sağlıklı yaşamın püf noktaları

GRİP ve GRİP AŞISI
Grip, Influenza adı verilen bir virus tarafından meydana getirilen, âni olarak 39 °C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, hâlsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin yaşarması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazen de karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Hastaları mutlaka 3-7 gün yatağa mahkûm etmektedir
Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciğer, böbrek, şeker gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyretmekte ve ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır.
Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu aşılanmaktır. Grip aşısı için en uygun zaman da sonbahar aylarıdır. Dünya Sağlık Teşkilâtı'na göre şu kimseler grip aşısı olmalıdır:
- Bronşiyal astım hastaları,
- Kalp ve damar hastalıkları olanlar,
- Şeker gibi kronik hastalığı olanlar,
- Kronik böbrek hastaları,
- 65 yaşından büyük kişiler,
- Bağışıklık sistemi bozulanlar,
- Gripte, 2-3 aylık olan hâmileler,
- Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar,
- Sağlık personeli ve görevliler,
- Toplum hizmetinde çalışanlar,
- Sık seyahat edenler,
- İş gücü kaybı olacak olanlar,
- Grip olmak istemeyenler.

KEPEK DEYİP GEÇMEYİN
Kepek, vitamin ve minerâl madde bakımından pek çok zengindir. Diğer bâzı faydaları da şöyledir:
Kepekli ekmek, çiğneme müddetini uzatır. Tükürük salgısını da arttırdığı için fazla gıda alımını önler.
Midede fazla kalacağı için çabuk acıktırmaz. Bağırsaktaki geçişleri ise hızlandırır. Kabızlığa faydası olur.
Kepek suda çözülmez. Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağlı maddelerin emilmesine kısmen mâni olur. Kan şekeri ve kan yağları üzerine müsbet tesir yapar. Kepek ve posalı gıdalar sindirim sisteminde kanserin meydana gelmesini azaltır.
Kepekteki fitik asit, kalsiyum, demir ve çinko elementlerinin fazla emilmesini azaltır. Kepekli un mayalanırsa, bu zararlı etkisi kaybolur.
Bol kepekli ekmeklerin kalori değeri azalmakta, buna karşılık vitamin ve protein değeri artmaktadır. Bu sebeple şişmanlığı önlemektedir.
Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağların emilmesine kısmen mâni olur. Kanda lipid ve kolesterol üzerine etkili olur.

Sağlık için kepekli ekmek herkese çok faydalıdır. Bilhassa kilosu fazla olanlara tavsiye edilir

SİGARAYI BIRAKINCA
Sigarayı bırakınca neler oluyor:
* 20 dakika sonra, kalp atışları düzene giriyor ve vücut ısısı sigara içmeyen bir insanla eşitleniyor.
* 8 saat sonra, kandaki karbondioksitin %95'i temizleniyor.
* 24 saat sonra, kalp krizi riski azalıyor, sağlıklı insana yakın duruma geliniyor.
* 2 gün sonra, tat ve koku alma normal insan gibi hassaslaşıyor.
* 3 gün sonra, nefes almak hissedilir derecede iyileşiyor.
* 3 ay sonra, akciğerler %30 daha fazla çalışıyor; içerisindeki kiri de atmaya başlıyor.
* 1 sene sonra, kalp kafesinden hastalanma rizki %50 azalıyor.
* 10 sene sonra, akciğer kanseri olma ihtimali hiç sigara içmeyen bir insanla denk oluyor.
* 15 sene sonra, kalp ve tansiyon hiç sigara içmemiş gibi normalleşiyor.

POLEN HÂRİKA BİR İLÂÇTIR
Polen; arıların, çiçeklerin ortasında bulunan tozlarını, larvaları ve ana arıyı beslemek için arka ayaklarına özel bir salgı ile toplayarak, kovanın önünde bulunan polen tuzağı denilen kutulara bıraktıkları maddedir. Bu tozlar kurutularak hazır hâle getirilir.
Polen hârika besinlerin en üstünüdür. Bütün vitaminler, yağ, protein, şeker, mineral, doğal hormon gibi maddeler bulunur. Ayrıca 27 çeşit madensel tuz, 22 çeşit amino asidi yanında; A, B, B1, B2, B3, B5, B6, B7, B8, B9, B10 vitaminleri de ihtiva eder.
Başta kanser olmak üzere, kalp-damar ve karaciğer, romatizma, sedef, ekzama, sivilce, saç dökülmesi, cilt lekeleri, prostat, göz, astım, bronşit, ülser, bâsur, felç, kansızlık, beyin, ruh ve sinir hastalıklarında; çocuk gelişiminde; beyin ve vücut yorgunluklarında kullanıldığı gibi; zayıflık-şişmanlık, kabızlık-ishal gibi birbirine zıt olan hastalıklarda da kullanılır. Kandaki alyuvar sayısını %25 ve hemoglobini %15 oranında arttırır.Günde bir çay kaşığı, süt, çay, kahve ile birlikte, yahut çiğneyerek doğrudan doğruya alınabilir.

AĞIZ KOKUSU
Ağız kokusunun çeşitli sebepleri vardır. Çoğunlukla fena ağız kokusunun sebebi (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. Diğer sebep ise mide-bağırsak yahut üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. Bunlara ilâveten özellikle çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu meydana gelebilir. Bâzı sistemik hastalıklarda da (diyabet gibi) fena koku görülmektedir.
Ağız içi kokusunun sebepleri:
1- Kokulu yiyecekler,
2- Diş çürüğü,
3- Diş eti-kemik dokusu hastalıkları,
4- Sürekli ağız kuruluğu,
5- Sigara kullanma,
6- Ağzın kötü bakımı.
Yediğimiz gıdalar solunumumuzu etkiler; özellikle soğan, sarmısak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler. Oradan da akciğerlere transfer edilip nefesimizle dışarı atılır.
Diş fırçalama, diş ipi kullanımı, ağız gargaraları ve sakız çiğneme, kokuyu sadece geçici olarak maskeler. Düzenli ağız bakımı olmazsa, gıda artıkları dişler arasında, dilin ve dişetlerinin üstünde birikerek ağızda kalır; belli bir süre sonra kokuya sebep olur. Protezlerin de iyi temizlenememesi fena kokuya sebep olabilir. Diş eti ve çevre kemik dokusu sağlığı bozukluğunun da en önemli habercisi, fena ağız kokusudur.

KALBİN HOŞUNA GİDEN YİYECEKLER
Son yıllarda artan kalp hastaları, bol bol lifli maddeler yemelidir. Kepek, çavdar ürünleri, taze meyve ve sebzeler, lifli maddeler için en zengin kaynaklardır. Lifli besinler kolesterol ve yağ miktarını da azaltır.
Sık sık balık yenirse, damarlarda yağ birikmesini önler.
Bol magnezyum bulunan fındık, fıstık, baklagiller gibi yiyecekler yemek de ihmal edilmemelidir. Magnezyum, kalbin fonksiyonunu dengede tutar ve adalelere enerji sağlar.
Bol ıspanak yenmeli ki, bu yeşil sebzede bol miktarda folik asit ve B6, B12 vitaminleri vardır.
SİNDİRİM BOZUKLUKLARI
Sindirim bozuklukları, genellikle kötü alışkanlıkların sonucudur. Belirtileri; midede ağırlık, ekşime, aşırı asidite, yanma, bulantı, uyuklama, baş ağrısı, kusma v.b. Kötü sindirilmiş besin mideden geçtikten sonra bağırsaklarda şu belirtiler başlar: Gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal.
o İyi ve yavaş yavaş çiğnenmeyen bir besin sindirim organlarında ekşir.
o Yemekte içilen sıvılar mideyi şişirir ve yorar. Bir bardak su içilebilir.
o Çok yemek, kötü sindirimin başlıca sebebidir. Doymadan kalkmalıdır.
o Normal bir sindirim için 4-5 saat bir zaman gerekir. Haftada bir gün olsun sindirim organları dinlenmeli.
o Öğün arasında yemek, mideyi yorar ve sinir rezervlerini tüketir. İkindi kahvaltısı yetişkinler için gereksizdir.
o Yorgun, uykusuz ve sinirliyken yemek, sindirime yardımcı olamaz.
o Kavga, tartışma, aşırı heyecan, hırs, nefret, kin gibi olumsuz duygular sindirim organları üzerinde kötü etki yapar.
o Ateşliyken yemek, ateşin yükselmesine sebep olur.
o Yemekten sonra hemen yatmamalıdır.
o Fazla baharat, hardal, sirke, karabiber... midenin kimyasal bileşimini bozar.
o Ham meyveler, aşırı asitli olduklarından, kaçınmalıdır.
o Bozuk besinler, mikropların üremesine ve sindirim bozukluğuna yol açar.
o Isıtılmış yemekler zamanla karaciğer, böbrek, safra kesesi ve bağırsakları olumsuz etkiler.
o Kızartmaların sindirimi ağırdır.
o Aşırı miktarda şeker, sindirim bozukluğuna yol açar.
o Besinlerdeki uyumsuzluk, sindirim zorluğuna sebep olabilir.
o Çay, kahve, kakao... sindirim sisteminin dengeli çalışmasını bozar.
o Aynı öğünde birçok çeşit yemek, sindirimi yokuşa sürer.
o Çiklet ve benzerleri, midedeki asidin çoğalmasına sebep olur.
ZAYIFLAMAK İÇİN
Günde en fazla üç öğün ve azar azar yiyin!
Yavaş yavaş ve iyi çiğneyerek yutun!
Yemekten beş dakika önce bir bardak ılık su için!
Tuzu azaltın!
Yemek tabağı küçük olsun!
Bol salata ve sebze yiyin!
Yağlardan uzak durun!
Az ekmek yemeye çalışın!
Tatlıyı ve eti azaltın!
Kızartmaları azaltın!
Öğün haricinde birşeyler atıştırmayın!
Hareket ve yürüyüş yapmaya çalışın!
YÜRÜYÜŞ
Günde bir müddet yürüyüş yapmak, insan vücudu için çok faydalıdır. Yürümek hazmı kolaylaştırır, iştahı arttırır, sinirleri dinlendirir. Bunun için her yaştaki insan yürümekten sayısız faydalar sağlar. En sıhhatli ve dinç ihtiyarlar, fazla yürüyen insanlar arasında olur. Bedenin ve adalenin kuvvetini de arttırdığı için, hamile kadınlar için de çok faydalıdır.
Yürüyüş yaparken, ayakkabı altlarının düz ve geniş olmasına, giyeceklerin de hafif olmasına dikkat etmelidir

KALBİN ÜÇ DÜŞMANI

1-Yüksek Tansiyon: Tansiyon, kalbimizin kasılması esnasında, kanın damarlara pompalandığında, damarlar üzerinde yaptığı basınçtır. Kalp kasıldığında, damarlardaki basınç büyük tansiyon, gevşediğinde damarlarda hissedilen basınç küçük tansiyondur. Büyük tansiyon 140 mm Hg, küçük tansiyon ise 90 mm Hg'den fazla ise tansiyon yüksek kabul edilir.
Belirtileri: Sabah uyanıldığında ense bölgesinde ağrı, bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikâyetler.
2-Kolesterol: Özellikle hayvansal gıdalarda bulunan ve fazla miktarda alındığında damar iç yüzeyine yapışan kolesterol isimli bir yağdır ki, esnek olan damarlarımızın esnekliğini azaltır ve damar duvarında birikerek damar boşluğunu daraltır.
3-Şeker Hastalığı (Diyabet): İnsülin isimli pankreastan salgılanan hormon, besinlerle alınan glikoz adlı şekeri, vücudun kullanması için, kandan dokulara verir. Şeker hastalığında insülin bu görevini yapamaz ve kanda glikoz artar. Kan şekeri normal seviyelerde tutulamadığında göz, böbrek, sinir sistemi ve daha birçok bölgede tedavisi mümkün olmayan hasarlar meydana getirir.
Belirtileri: Çok su içme, sık ve bol idrar, sık acıkma, aşırı yemek yeme, yorgunluk ve hâlsizlik.
Aç karnına kan tahlilinde 126 mg/dl üzeri çıkarsa, şeker hastalığına işârettir. Şeker hastalığı ömür boyu devam eder.
Kalp için zararlılar:
Sigara ve içilen yer,
Gerginlik ve stres,
Hareketsizlik, kirli hava.
Sağlıksız beslenme,
Alkol ve tuz kullanma,
Hayvanî yağ, kırmızı et,
Hamur işi ve kızartma,

SARMISAK
Sarmısak çok faydalıdır. Başta, tam bir antibiyotik yani, mikrop öldürücüdür. Dizanteri, kabızlık, kanser, bronşit, verem, siyatik, astım, varis vs. hastalıklara çok faydalıdır. Ayrıca;
- Dolaşım bozukluğunu giderir.
- Solucan, tenya, şerit düşürür.
- Mide, bağırsak gazını giderir.
- Kalb rahatsızlığını giderir.
- Eksoz gazına panzehirdir.
- Mesane taşlarını düşürür.
- Böbrek taşına mâni olur.
- Cilt hastalıklarını önler.
- Bağırsakları yumuşatır.
- Damar sertliğini önler.
- Güç ve kuvveti arttırır.
- Romatizmayı hafifletir.
- İnsana canlılık verir.
- Tansiyonu ayarlar.
- Hazmı kolaylaştırır.
- Ateş düşürücüdür.
- Yorgunluğu önler.
- Balgamı söktürür.
- İştah açar.

LİMON İLÂÇ GİBİDİR
Hârika bir C vitamini deposu olan Limon, tâbiri uygunsa "Vücudumuzun doktoru." gibidir. İşte birçok derdin şifası limonun bâzı faydaları:
Kalbi ferahlatır,
Temreyi geçirir,
İdrar söktürür,
Hazmı kolaylaştırır,
Tansiyonu düşürür,
Damar sertliğini giderir.
Mide bulantısını giderir,
Grip ve nezleye şifa verir,
Diş etlerini kuvvetlendirir,
Baş dönmesini durdurur,
Damar tıkanıklıklarını açar,
Gıda zehirlenmelerini önler,
Karaciğer için çok faydalıdır,
Böbrek tıkanıklıklarını giderir,
Bademcik iltihaplarını geçirir,
Felç hastalarına tavsiye edilir,
Bağırsak ve idrar yollarını temizler,
Sivilceleri giderir, cilde güzellik katar,
Zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir.

HÂRİKA MEYVE: KİVİ
Son yıllarda manav ve marketlerde satılmaya, hattâ Türkiye'de de yetiştirilmeye başlanan kivi , bir C vitamini deposudur.
Anayurdu Çin olan kivinin bir tanesinin sahip olduğu C vitamini, bir insanın alması gereken günlük C vitamini ihtiyacından bile fazladır.
Amerika'da bu hârika meyve üzerinde yapılan araştırmalar, kivinin birçok derdin devâsı olduğunu ortaya çıkardı. İşte bunlardan bazıları:
Kolesterol seviyesini düşürür.
Karaciğeri çalıştırır, safra ifrazatını çoğaltır.
Kanı temizler.
Göğüs hastalıklarının tedavisinde çok faydalıdır.
Grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağlar.
Kan basıncını ayarlar, tansiyonu düşürür.
Kadınlarda göğüs kanserini önler.
Vücudun direncini artırır.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
UYKU TÂMİRCİDİR
Uyku, insan vücudunu tatlı tatlı tâmir eder. Uykuda bütün vücut, kalp atışından tansiyona kadar her şey yavaşlayıp düştüğü için dinlenir. Yeni bir güne sadece kemikler ve adaleler değil, bütün organlar, âdeta yenilenmiş olarak başlar. Uyku ne kadar tatlıysa, uykusuzluk da o kadar keyif kaçırıcıdır. İyi uyuyamayan kişi, yataktan bitkin bir hâlde kalkar. Çalışmak için enerji toplayamadığından da, verimli olamaz.
ANNE SÜTÜ EŞSİZ BİR BESİNDİR
Şişli Etfal Hastanesi Çocuk Kliniği şefi Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu diyor ki:
Bütün olumsuzlukları yok eden anne sütü, olağanüstü bir besindir. İhtiyaç duyulan bütün besin maddeleri anne sütünde mevcuttur. Hiçbir sanayi maması veya gıdalar anne sütü ile kıyaslanamaz. Doğumun ardından ilk 10 dakika içinde hemen verilebilir. Bebeğe ilk 4-6 ay arasında verilecek anne sütü; bronşit, ishal, bağırsak hastalıkları, anemi, solunum yetersizliği, enfeksiyon, kansızlık, alerji, bulaşıcı hastalıklar, hatta aşırı şişmanlık olarak bilinen obeziteden korur. Anne eğer yeterli besleniyorsa, ilk 4-6 ay bebeğe vitamin ve su bile vermeden sadece anne sütü kâfi gelir. Emzirme sırasında anne-bebek yakınlaşmasının bebekte uyandırdığı güven hissi yanında, sütün en steril şartlarda sunulması, anne sütünü eşsiz bir besin maddesi yapmaktadır.
Anne sütü; protein, yağ, karbonhidrat ve mineral ihtiva etmesinin yanı sıra, bileşimindeki enzimleri ve üstün fiziko-kimyasal özellikleriyle, bebeğin sütten en iyi şekilde yararlanmasına imkân sağlar. Anne sütü ile beslenen bebekler, Türkiye'de ve bütün dünyada normal bir büyüme ve gelişme gösterir.
Bütün bunlara karşılık, anne sütünün yerine çeşitli sebeplerle verilen inek ve başka sütler, bebekler için uygun besin değildir ve sindirimi de zordur. Eğer uygun şekilde yerine konulmazsa, inek sütü verilen bebeklerde C ve D vitamini eksikliği, raşitizm, bakır eksikliği ve demir eksikliğine bağlı anemi görülmesi kaçınılmazdır.

DÜZENLİ SPOR
Güç ve kuvvet artar.
Solunum verimliliği artar.
Zindelik ve kendine güven artar.
Kandaki kolesterol seviyesi azalır.
Genç görünmeye yardımcı olur.
Sırt ağrıları azalır.
Tansiyon azalır.
Stres, gerginlik ve depresyon azalır.
Kalbin verimliliği artar.
Kas gücü verimliliği artar.
Dinlenirken kalp atışı azalır.
Kalp krizi ihtimâli azalır.
Vücuttaki yağ azalır.
Daha ince olmayı sağlar.
Yıllarınıza sağlıklı, tatlı bir hayat katar.
İş ve diğer faaliyetlerdeki verimlilik artar.
Daha olumlu bir kişilik kazandırır.
Hayatınızdan daha çok zevk almanızı sağlar.

www.akademipress.com online