Banner Maker
Image by FlamingText.com

« Önceki |

11/7/2008

güneş çarpmasına dikkat!!!

Küresel ısınma nedeniyle dünyanın güneş alma saatlerinin artması, uzun süre güneşte kalan insanların sağlığını tehdit ediyor. Vücut ısısının artmasıyla oluşan güneş çarpması insanların ölümüne bile yol açabiliyor.

Uzmanlar, sıcak havanın ve güneşin etkisini arttırdığı şu günlerde vatandaşları fazla güneş altında ve sıcakta kalmamaları konusunda uyarıyor. Bu tür havalarda normal sıcaklığı 37 derece olan vücut ısısının 40-41 dereceye kadar çıkabildiğini, bunun da vücuttaki hücreleri tahrip ettiğini belirten uzmanlar, özellikle beyin hücrelerinde yaşanan tahribatın ilerlemesiyle insanların hayatlarını kaybedebileceğini dile getiriyor. Uzun süre güneş altında veya sıcakta kalan insanların beyinlerindeki ısıyı
ayarlayan mekanizmanın bozulduğunu vurgulayan uzmanlar, aşırı derece güneş çarpmasına maruz kalan insanların tedavi edilse bile yüzde 20'sinin yaşamını yitirdiğini, tedavi olanların büyük çoğunluğunda ise sinir sistemlerinde hasar oluşabildiğini ve güneş çarpmasına maruz kalan insanın denge ve koordinasyonunun aylarca normale dönemediğini belirtiyor. Güneş çarpmasının belirtileri hakkında da bilgiler veren uzmanlara göre, güneş çarpmasına maruz kalan kişinin vücut ısısı artıyor, aşırı terleme, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, bulantı, nabız hızlanması görülüyor. Kişinin cildinde kuruma oluyor, denge ve koordinasyonunda bozukluklar yaşanıyor, görme netliği bozulup, göz çukurları belirgin hale geliyor ve hastada bilinç kaybı görülebiliyor.

Güneş çarpmasına maruz kalan kişiye nasıl müdahale edilmesi konusunda da bilgi veren uzmanlara göre, hasta hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, hastanın solunumu kontrol edilmeli (gerekirse hava yolu açılıp suni solunuma başlanmalı), hasta su veya vantilatörle soğutulmaya çalışılmalı, ateşi 39 dereceye düşünceye kadar soğutma işlemine devam edilmelidir. Güneş çarpmasından korunma konusunda önerilerde de bulunan uzmanlar şu bilgileri veriyor:
"Zorunlu olmadıkça güneş sıcaklığının en belirgin olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalı. Çocukların, özellikle yaşlıların, kalp ve şeker gibi kronik hastalığı olanların buna özellikle dikkat etmesi gerekir. Kapalı alanların havalandırılmasına, yeterli bir hava akımı sağlanmasına özen gösterilmelidir. Bol sıvı ve mineral içeren içeceklerin tüketilmesi gerekir. Kalp hastalığı veya hipertansiyonu olup tuzsuz diyet alan kişiler dışında, gıdalarla tuz alımının arttırılması, tuz kısıtlaması
olanların ise sıvı ve tuz kaybı yönünden çok dikkatli olması gerekiyor. Hafif yemekler, sulu yiyecekler (meyve, salata, çorba vb.) yenmeli, yağlı ağır yemeklerden ve tıka basa yemekten kaçınılmalıdır. İnce, açık renk, bol giysiler giyilmeli, yüzün doğrudan güneş altında kalmasını önlemek için dışarı çıkarken geniş kenarlı şapka giyilmelidir. Dışarıda aktif olarak çalışması gerekenlerin mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, ağır eforlardan kaçınmaya ve sık sık, bol tuzlu sıvı gıdalar almaya daha çok dikkat etmeli, kaliteli ve güneş ışığını iyi filtre edebilen güneş gözlükleri kullanılmalıdır."

11/7/2008

güneş yanıklarına dikkat...

Cilt kanserinden korunmanın en iyi yolu, cilt yanıklarını önlemek.. En tehlikeli cilt kanseri olarak bilinen “Malign melanoma”nın en önemli nedenleri arasında, güneş ışınlarının zararlı etkileri gösterilmektedir. Malign melanoma, ileri yaşta ortaya çıksa bile bunun nedeni, çocuklukta maruz kalınan güneşin zararlı ışınlardır. Hayatında bir kere su toplamış güneş yanığı olan bir çocuğun malign melanomaya yakalanma riski, yanığı olmayanlara göre iki kat fazladır. Her yanık ile bu risk iki kat artar.

Soru ve yanıtlarla güneş yanığı riskleri
Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr.Özlem Okutan, “Çocuklarda güneş yanıklarının etkileri, tedavi şekilleri ve yanıklardan korunma yolları” hakkında sorularımızı yanıtladı..

Güneş yanıkları nasıl olur?
Uzun süre güneşe maruz kalındığında ultraviyole ışınları; ciltte önce kızarıklık, daha uzun süreli hasarlarda da içi su dolu baloncuklara sebep olur. Kızarıklık, ağrı, şişme güneşten 2-4 saat sonra başlar, 24 saatte maksimuma ulaşır. Bu birinci derece yanıktır. İçi su dolu kabarcıklar olduğunda yanık artık ikinci derece olmuş demektir. Üçüncü derece yanıklarda kabuklanmalar olur, güneş üçüncü derece yanığa sebep olmaz.

Güneş yanığı olduğunda ne yapmak gerekir?
  • Çocuklarda ağrı ve sıcaklık hissi, 48 saat sürer. Nemlendirici kremler günde üç kere uygulanırsa çocuğu rahatlatır. Bu kremlere iki gün devam edilmelidir. Çok kalın, yağlı merhemler kullanılmamalıdır. Bu durum çocuğu daha sıcak tutarak terlemesini engeller.
  • Çocuğa soğuk banyo yaptırmak veya günde bir kaç kez yanık yerine soğuk su ile ıslatılmış giysiler koymak ağrıyı azaltır, duş çok ağrı verici olabilir.
  • Yanıklar olduğunda çocuğa bol su içirilmelidir. Bu durum, hastalık hissini önler.
  • Bir hafta içinde soyulmalar başlar, deriye nemlendirici kremler sürmek gerekir.
  • Deri su toplar ve patlarsa, üzerindeki ölü deriyi temiz, küçük bir makasla temizlemek gerekir. Sonra da antibiyotikli bir krem sürülmelidir. Merhemi günde üç kez yıkayıp, tekrar sürmek gerekir. Derinin su topladığı durumlarda, bir sağlık kuruluşuna başvurulup tedaviye başlanmalıdır.
  • Güneş yanıklarında yapılan sık yanlışlıklardan biri; yanık yerine, diş macunu, yoğurt veya yoğun merhemler sürmektir. Bunların hem faydası yoktur, hem de temizlenmesi zordur. Diğer bir hata da güneşten koruyucu losyonlarla, bronzlaştırıcı losyon veya yağları karıştırmak, koruyucu yerine bronzlaştırıcı kullanmaktır.
Güneş yanıkları nasıl önlenebilir?
  • Çocuklar günde 30 dakikadan fazla dışarıda duracaksa, güneşten koruyucu losyon kullanılmalıdır.
  • Süt çocuklarının ciltleri daha ince olduğu için, güneşe karşı daha hassastırlar. Bu nedenle 6 aylıktan küçük çocuklar direkt güneşe çıkarılmamalıdır, mümkün olduğunca gölgede tutulmalıdır. Eğer güneşe çıkacaksa, mutlaka koruyucu losyon, uzun elbiseler ve kenarlıklı şapka kullanılmalıdır.
  • Bronzlaşmak isteyen ergenlerde mutlak koruyucu losyon kullanmalı, güneşe alıştıra alıştıra çıkmalıdır. İlk gün güneşte 15-20 dakika kalmalı, daha sonra bu süre günde 5 dakika arttırılmalıdır.
  • Çocuklar, güneş ışınlarının en yoğun geldiği saatler olan 10.00 ile 16.00 arasında güneşe çıkarılmamalıdır. Bulutlu havalar yanıltıcı olmamalıdır. Çünkü güneş ışınlarının yüzde70'i bulutları geçer. Ayrıca güneş ışınlarının yüzde30'u da seyrek dokumalı kıyafetlerden cilde geçer.
  • Kum ve suyun güneş ışınlarını yansıttığını unutulmamalıdır. Gölgede bile cilt yanıkları olabilir. Şapka veya şemsiye çocukları yansıyan ışınlardan koruyamaz.
  • Çocukların gözleri güneşten korunmalıdır. Yıllarca güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmak, katarakt riskini artırır. Çocuklara ultraviyole ışınlarına karşı korumalı güneş gözlükleri alınmalıdır. Güneşten en çok yanaklar, burun ve omuzlar etkilendiği için özellikle bu bölgelere koruyucu losyonlar uygulanmalıdır.
Güneş yanıkları için riskli grup hangisidir?
Çocukların yüzde15'i asla bronzlaşmayan, fakat yanan ciltlere sahiptir. Özellikle açık tenli çocuklar, tüm hayatları boyunca güneşe karşı dikkatli olmak zorundadır. Eğer çocuk açık tenli, sarışın veya kızıl saçlı, çilli, mavi veya yeşil gözlü, çok benli ise güneş yanıklarına karşı daha hassastır, dolayısıyla cilt kanseri açısından da riskli gruptadır. Bu çocuklar yazın çok kısa süreli bile güneşe çıkacak olsalar, koruyucu losyon kullanmak zorundadır.

Güneşten koruyucu losyon seçimi nasıl yapılmalı?
Güneş koruyucu ürünlerden özellikle ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu olan ürünler tercih edilmelidir. Güneş koruyucu faktör veya filtre gücü, güneşten koruyucu ürünün ultraviyole ışının ne kadarını cilde geçirdiğini gösterir. 15 faktörlü bir ürün, ışının 1/15'ini yani, yüzde7'sini geçirir. Böylece güneş altında geçirilebilecek güvenli süreyi 20 dakikadan 5 saate çıkarır. 15'ten yüksek koruma faktörlü ürünler 5 saatten daha uzun süre korur. Özellikle açık tenli çocuklar için 40 koruma faktörü gereklidir. Ancak tüm çocuklar için 15 ve üzeri koruma faktörlü ürünler kullanmak gerekir.
Koruyucu ürünleri güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürmek gerekir. Burun, yanaklar, kulaklar ve omuzlar özellikle iyi korunmalıdır. Çoğu ürünler, her 3-4 saatte bir tekrar sürülmeli, eğer çocuk terlemiş veya suya girmişse hemen tekrarlanmalıdır. Suya dayanıklı ürünler suda 30 dakika dayanır.

27/6/2008

SICAKLARLA BAŞETME YOLLARI AMAN DİKKATTT!!!

SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU TÜKETİN
* Susamayı beklemeden su tüketin. Sıcak havada artan termeleyle atılan sıvı, elektrolit kaybını engellemek için su alımınızı 3 litreye çıkarın.
* Vücuttan su atımını artıran alkol, gazlı içecek ve şeker katkılı meyve sularını tüketmeyin. Su tüketmek keyifsiz geliyorsa içine bir iki damla meyve suyu veya meyve parçaları ekleyin, soğuk sıcak bitki çayları, kendi tadıyla pişmiş kompostolar, limonata, ayran, kefir, soda en doğru alternatifler olacaktır.
* Yeterli su alıp almadığınızı idrar rengini kontrol ederek takip edebilirsiniz. Eğer ki idrarınız elma suyu rengindeyse sıvı alımınız yetersiz, limonata rengindeyse yeterlidir.
* Yavaşlayın. Ağır fiziksel aktivite yapmayın. Bunun için havanın nispeten daha makul olduğu sabah erken veya akşam geç saatleri tercih edin. Sadece egzersiz sırası ve sonrasında değil öncesinde de su için. Çünkü sıcak havalarda 30 dakikalık hafif egzersizler dahi vücudu susuz bırakabilir.
* Lif ve vitamin alımızı artırmak için, mevsiminde sebze ve meyveleri bunlar için de özellikle domates, kırmızı biber, böğürtlengiller, çilek tüketimini artırın.
* Yoğurttan vazgeçmeyin, sıcak havalarda vücut ısısını dengelemeye yardımcı olabileceği gibi içine katacağınız taze maydanoz, dereotu, nane ile hem vitamin alımınızı artırmaya hem de doygunluk hissi sağlamaya yardımcıdır.
* Ağır yemekler ve kızartmalardan kaçının, sebze yemeklerinizi 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı ile pişirmeye gayret edin.

GÜNDE 3 LİTRE SIVI ALIN
Hava sıcaklıklarının çok fazla olması herkesi bir miktar etkileyebililir ama risk oluşturacak gruplar 50-60 yaş üstü; özellikle tansiyon hastaları, böbrek ve diyabet hastaları ve kalp hastaları. Bu hastalarımızın sıvısız kalmamaları gerekir. Bu kişilerin sıcak saatlerde dışarıda kalmamaları, çok ağır yemekler yememeleri, en az 3 litre civarında sıvı tüketmeleri gerekir. Bu sıvının su ve bitki çayı olması gerekir. Kola ve benzeri şekerli içecekler sıvı yerine geçmiyor.

SICAKLARDA DOĞRU BESLENME PROGRAMI
Gıdalar; dondurma ve etlerde önem kazanıyor. Birkaç saatten fazla beklemiş etlerin, dışarıda bekletilmiş yemeklerin tüketilmemesi lazım. Doğru beslenme programı uyguluyorsak, sıcaklık değişimi ile beslenme şeklimizi değiştirmemiz gerekmez ama sıvı alımını mutlaka artırmalıyız.
Günlük beslenme için şu miktarları önerebilirim:

* 3 litre su
* 200 ml süt ya da 200 gr yoğurt (6 yemek kaşığı)
* Tahıllardan haftada 3 gün 4-5 yemek kaşığı
* Haftada 3 gün en az 200 gram ızgara et
* Her gün bir porsiyon sebze
* 1-2 porsiyon salata
* 3 porsiyon meyve

SABAHIN SERİNİ, AKŞAMIN SERİNİ...
Sıcaklar elbette kalp hastalıklarını olumsuz etkiliyor. Özellikle aşırı sıcağın hissedildiği saatlerde dışarıda olmalarını pek arzu etmiyoruz. Çünkü bunlar genelde yaşlı ve dengeleri hassas olan kişiler. Özellikle sıcaklar mai kaybına, elektrolit kaybına neden olduğu için de hem kan basınçları etkileniyor hem ritm bozuklukları bakımından tehlikeli oluyor. Sabahın serini, akşamın serini kalp hastalıkları için en uygun saatler. Sağlıklı insanlar da sıvı kaybını, elektrolit taybını mutlaka karşılamaya dikkat etmeliler. Beslenmelerine dikkat etmeliler.

Kişinin kalbinin kapasitesi, geçirdiği hastalığın derecesi önemli. Sağlam bir insan için normal şartlarda her koşula adapte olur. Ama kalbin gücü, kuvveti, aldığı ilaçların derecesi gibi faktörler adaptasyonu etkiler. Ciddi bir kalp hastalığı geçirmiş ve bu nedenle takip altındaki bir hasta herhalde dışarıda durmamaya özen gösterecektir. Özel bir ilaç yok ki bunu alın da sıcağa çıkın diyebilelim.

“GÜNEŞ KREMİ KULLANMAK İÇİN TATİLE ÇIKMAK GEREKMİYOR”
Hastaların güneşten koruyucu kullanmayı bilmediklerini görüyorum. Güneşten koruyucu kremlerin sadece plaja giderken kullanıldığını sanıyorlar. Gün içinde tazelemek gerektiğini unutuyorlar ve sürdükleri anda etkisinin başladığını düşünüyorlar. Güneş kremi kullanmak için tatile çıkmak gerekmiyor. Ama çarşıya, pazara çıkarken ya da çalışan insanlar öğle tatilinde bir saat dışarılarda dolaşıyorlarsa yine güneşlenmiş oluyorlar. Yine arabada giderken de güneş alınıyor, suyun içinde kaldığında da... Güneşten koruyucuları bir gün sürüp on gün sürmeyince bunun etkisinin azalacağı oysa hergün düzenli kullanıldığında bunun koruyuculuk özelliğinin arttığını bilmeleri gerekiyor.
Önemli bir nokta da, güneş kremlerinin cilt yapısına göre seçilmesi gerektiği. Yağlı veya lekeli ciltler için farklı seçenekler kullanılabilir. Çok faktörlü koruyucu kullanmak gerekmiyor, güneşten korunmak için “30+”nın yeterli olduğunu düşünüyoruz. 100 faktörlü krem kullanıyorum deyip, arada bir kullanan insan kendini güvence altında, güneşten korunuyor hissetmemeli.

ÇOCUKLARA ŞAPKA ŞART
Çocuklar için en iyi korumanın giysi olduğunu bilmek gerekiyor. Çocuk dışarıda oynuyorsa başında bir şapkasının olması, üzerinde bir tişört olması doğru olur. Çocuklar hep suyun içinden çıktıklarında kremlerini mutlaka tazelemek lazım.

6/6/2008

Sağlıklı Güneşlenme İçin Öneriler

Brozlaşma tüm dünyada ve toplumumuzda sağlıklı bir görünüm ile ilişkilendirilse de dermatologlar için bronzluğun anlamı deri hasarı! Bronzlaşma derinin kendini koruma yöntemi, yani deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almış demek.

Güneşin yaşamımız için yararlı etkileri olduğunu tartışamayız. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının en önemli faydalarını D vitamini sentezi, çeşitli zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi, psikolojimiz üzerine olan pozitif etkileri olarak sayabiliriz. Dermatologlar uzun yıllardır hastalarına güneşten kaçınmalarını ya da sınırlı temasta bulunmalarını öneriyor. Çünkü solar radyasyon deri kanserlerinin, eksojen deri yaşlanmasının ve düzensiz pigmentasyonun başlıcanedeni. Dermatologların toplumu eğitme çabalarına karşı deri kanseri çok hızlı artış gösteriyor. Brozlaşma tüm dünyada ve toplumumuzda sağlıklı bir görünüm ile ilişkilendirilse de dermatologlar için bronzluğun anlamı deri hasarı! Güneşe maruz kaldığımızda deri kendini korumak için melenositlerini ve melanosit içindeki pigment hücrelerini büyüterek kendini korumaya çalışır. Sonuç olarak bronzlaşma derinin kendini koruma yöntemidir. Deri ne kadar bronz ise o kadar hasar almış demektir.


Hangi güneş ışınları bize zarar verir? Güneş ışınlarının özellikleri nelerdir?

Güneş ışınlarının önemli bir kısmı atmosferde ozon tabakası tarafından emilir. Ozon tabakası tarafından emilen güneş ışınları yeryüzüne ulaşamaz. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınları görünen ve görünmeyen ışınlar olarak ikiye ayrılır. Görünmeyen ışın spekturumu UV spekturumu olarak bilinir. Yeryüzüne ulaşan solar radyasyonun % 5’ni UV ışınları oluşturur.
UV spektrumu da UVA ve UVB spekturumlarını kapsar.

UV spekturumunun % 95-98’ini UVA (320-400nm) ve %2-5’ini UVB (280-320nm) oluşturmaktadır. Hem UVA hem de UVB güneş yanıkları, bronzlaşma ve deride güneş hasarı oluşturur. UVA yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının içinde 1000 kat daha fazla bulunur. UVA buluttan, camdan geçebilir deri içinde daha derinlere doğru emilerek pigment artışlarına ve bronzlaşmaya ve kronik güneş hasarlarına neden olur. UVB kronik zararlar oluşturabilmekle beraber daha çok güneşin akut etkilerinden sorumlu tutulur. Sonuç olarak güvenli güneş ışığı yoktur.

Güneşin zararlı etkileri rüzgar, su, kum, kar yansımaları ile artar. Son 20 yılda ozon tabakasının kloroflorokarbon bileşikleri ile incelmesi dünya yüzeyine ulaşan UV miktarını arttırdı.


Güneş ışınlarının derideki etkileri nelerdir?

Deriye ulaşan güneş ışınlarının bir kısmı yansır bir kısmı da deri tarafından emilir ve depolanır. Depolanan güneş ışınları akut ve kronik zararlar oluşturur.

Akut etkiler, güneş yanıkları ve güneş allerjileridir. Güneş allerjileri güneşe maruz kaldıktan birkaç saat ile birkaç gün içinde ortaya çıkan kızarıklık, ödem, ağrı, içi su toplayan kabarcıklar ve soyulma ile karakterizedir. Şiddetli güneş yanıklarının olduğu bölgelerde yaşamın ileri dönemlerinde özellikle melanom türü cilt kanserlerinin oluşma riski yüksektir.

Kronik etkiler, deride lekeler, çillenme, deride kalınlaşma ve kabalaşma, erken yaşlanma, ince damarların oluşması, deri esnekliğinin kaybolması ve deri kanserleridir. Güneşin deri üzerindeki kronik etkilerini fotoyaşlanma ve deri kanserleri olarakta özetleyebiliriz.

Deri kanserlerinin tam oluşma mekanizması bilinmemekle beraber tüm deri kanserlerinin güneş ile ilişkili olduğu bir gerçektir. UVA ve UVB hücre içinde serbest oksijen radikalleri üreterek DNA hasarına neden olur. Özellikle açık tenli insanlarda güneş hasarının oranı çok yüksektir. ABD’de beyaz ırkta siyak ırk’a göre cilt kanserleri 15 kat daha fazla görülüyor. Cilt kanserlerinin % 80’ni kronik olarak güneşe maruz kalan lokalizasyonlarda görülür.
ABD’her yıl bir milyon yeni melanom dışı deri kanseri tanısı konuluyor.


Güneş ışınlarının deride oluşturduğu etkiler deri tiplerine göre farlılık gösterir mi?

UV ışınlarının deride oluşturduğu etkiler deri tiplerine göre değişiklik gösterir. Oluşan etkiler derinin melanin miktarı ve güneşe maruz kaldıktan sonra melanin üretebilme kapasitesine göre farklılıklar gösterir.Hem akut etkiler hemde kronik etkiler açık tenli cilltlerde daha fazla olur. Standart olarak beş tip deri vardır.
Tip I deri: Kolay yanar, asla bronzlaşmaz.
Tip II deri: Genellikle yanar, seyrek olarak bronzlaşır.
Tip III deri: Hafif yanar, genellikle bronzlaşır.
Tip IV deri: Çok nadiren yanar, her zaman iyi bronzlaşır.
TiP VI deri: Asla yanmaz güneşe duyarsızdır, siyah ırk.


Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden nasıl korunmalıyız?

Güneşin akut ve kronik zararlı etkilerine maruz kalmamak için yaşamın her döneminde güneşten korunmak için bunun bir yaşam biçimi olarak benimsenmesi gerekir. Çocukların, yaşlıların ve açık tenlilerin güneşten korunmak konusunda özellikle duyarlı olması gerekir. Yaşam boyu aldığımız güneş miktarının % 80’nini yaşamımızın ilk 18 yılında alır. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluşan akut, ciddi güneş yanıklarının yaşamınızın ileri dönemlerinde oluşacak cilt kanserleri için önemli bir risk faktörü oluşturduğu unutulmayın. Güneşten korunma yöntemlerinin hiç biri % 100 koruyucu değildir. O yüzden koruyucu önlemlerin hepsi beraber uygulayın.

* Uygun giysiler kullanın: Geniş kenarlı şapka, gözlük, sıkı dokunmuş, açık renkli giysiler
* 11-15 gibi güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği saatlerde güneş ışınlarına maruz kalmayın
* Yaz aylarında herkes, özellikle açık tenli kişiler gün örtüsü denilen güneş koruyucu ürünleri kullanmalı.


Güneş koruyucu kremlerin özelikleri nelerdir? Bu ürünleri nasıl seçmeliyiz?

Güneş koruycular UV ışınlarını absobe etme, yansıtma ve dağıtma yolu ile deriye ulaşmasını engelleyen ilaçlardır. Güneş koruyucu kremlerin etkinliğini güneş koruma faktörü (SPF) numaraları belirler. Güneş koruma faktörü; güneş koruyucu kullanılmış bölgede kızarıklık oluşma zamanının koruyucu kullanılmamış bölgede kızarıklık oluşma zamanına oranı ile belirlenir. Güneş koruma faktörü ne kadar yüksek ise etkinlik o kadar artar. Yaz aylarında en az SPF 15 kullanılması önerilir. Hatta Tip I ve II için, 30 ve üzeri güneş korumalı ürünler kullanmak gerekir.



Güneş koruyucular etki mekanizmalarına göre 3 grupta incelenir.

1- Kimyasal koruyucular: UV ışınlarını absorbe eder ve deriye girişini engellerler (PABA, PABA esterleri, sinnematlar, salisilatlar, benzofenon)
2- Fiziksel koruyucular: UV ışınlarını yansıtma ve dağıtma mekanizması ile etki ederler. (çinko oksit, titanyom dioxside, kaolin) Opak odukları için kozmetik kullanımları zordur.
3- Kombine koruyucular: Kimyasal ve fiziksel koruyucuların kombine edilmesi ile oluşurlar.
Güneş koruyucular tüm yaş gruplarında güvenle kullanılan ürünlerdir. 6 aydan küçük bebekler için titanyum dioxside içeren güneş koruyucular daha az tahriş yaptıkları için tercih edilmelidir.


İyi bir güneş koruyucu hangi özellikleri taşımalıdır?

* Kokusuz ve renksiz olmalı
* Suya ve terlemeye dayanıklı olmalı
* Tahriş edici özellikleri olmamalı
* UVA ve UVB ye karşı koruyucu olmalı
Güneş koruyucular güneşe çıkmadan 30 dk önce sürülmeli ,su,terleme ile etkinliğinin azalacağını düşünerek 4 saat ara ile yenilenmeli.


Güneş koruyucuların yan etkileri var mı?

Güneş koruyucuların yan etkileri nadir olmakla beraber irritan kontakt dermatit, kontakt allerji, fototoksisite, fotoallerjik reaksiyonlar görülebilir.


Güneş koruyucular deri kanserini arttırır mı?

Son yılarda güneş koruyucuların deri kanserlerini arttırtığına dair bir takım fikirler tartışılıyor. Bunun, güneş koruyucuların kullanılmasından çok, bu ürünleri kullananlara güneş altında kalmayı cesaretlendirmesine bağlı olduğu düşünülüyor.


Solaryum zararlı mı?

Solaryumlar suni UVA lambaları içerir. Suni UV lambaları da güneş ışınlarına göre 26 kat daha fazla zararlı ışınlar içerir. Solaryum kronik güneş etkileri olan fotoyaşlanma ve deri kanseri oluşumuna neden olur.


Otobronzlar zararlı mı?

Otobronzlar, dihidroksiaseton içeren kozmetik ürünleridir. Derideki bazı proteinlerle birleşerek deriye bronz görüntüsü verirler. Bu ürünlerin güneşten koruma özellikleri yoktur. Ayrıca mutlaka beraberinde ilave güneş koruyucular kullanılması gerekir.

25/4/2008

hangi hastalığa,hangi yiyecek?

Hangi sebze, neye iyi geliyor?

Doğanın bir eczane olduğunu savunan uzmanlar, hastalıklarla doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.

Cilde Urfa’nın acı pul biberi, mideye hardal, depresyona avokado, tansiyona muz iyi geliyor. Hamsi, omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, felç geçirme riskini düşürüyor.

Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli maddeler ve vitaminlerin, depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi geldiği belirtilirken, bunların kaynağı doğa, bir eczane olarak nitelendirildi. Urfa’nın acı pul biberinin cilde yararlı ve teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, ilaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o olduğunu belirten Londra Üniversitesi uzmanları, bu düşünceyle doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.



Türk Enfeksiyon web sitesi www.enfeksiyon.org’da yayınlanan habere göre, satsuma yani küçük portakal, içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltıyor. Yemeklere giren E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engelleyen tarçın, mideyi düzene sokuyor, kusmayı engelliyor. Bir çay kaşığından fazla alınmaması gereken Hardal ise singrin maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nanenin içerdiği mentolse, grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire bir geliyor.

DEPRESYONA AVOKADO
Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyorlar. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor. Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmeğin de dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip bulunduğunu beliren uzmanlara göre, aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.

ALERJİ
Kayısının içindeki betakarotene adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit de, astım gibi alerjilere iyi geliyor. Basur tedavisinde fazlası kullanılmadıkça Hindistan cevizinin iyi bir tedavi yöntemi olduğu uzmanlarca belirtiliyor. Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olan enginar, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere tavsiye ediliyor.

TANSİYON
Yüksek miktarda karbonhidrat içeren ve zengin bir potasyum kaynağı olan muz, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Rezene ve tahıl da aynı amaca hizmet veriyor. İçindeki kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamininin vücuda direnç kazandırdığı arpayla ilgili ABD’de yapılan bir araştırma, 6 ay boyunca her gün bu çeşit üründen tüketilmesinin, kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı. Kilo kaybına karşı ise çikolatalı puding öneriliyor. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı sorunu olanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor. Günde 2 top vanilyalı dondurma tüketimi ise vücudun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor.

MENOPOZ
Sebze hormonu “fitoöstrojen” içeren nohut ile içinde elajik asit bulunan üzümün, menopozun olumsuz etkilerine karşı koruyucu özellikleri bulunuyor. Sadece iki-üç adet kuru erik yemenin bile vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşıladığı, idrar yolları kaslarını rahatlattığı, bunun da kolon kanserine karşı koruduğu bildiriliyor. Ayrıca, yüksek orandaki bor minerali ile menopozdaki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutuyor. Banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltan kekik yağının yanı sıra zencefilin de aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor.

DİYABET
Lif açısından zengin bir besin olan kuru fasulye, diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Mercimek de çözünebilir lif içermesi sayesinde diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besin olarak değerlendiriliyor.

Karadeniz’in ünlü hamsisi, Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Uzmanlar, hamsinin haftada en az 1 kez yenmesini, kalp hastaları içinse bu miktarın haftada 3-4 porsiyona çıkarılmasını öneriyorlar. Omega-3 yağı içeren midye ise selenyum minerali sayesinde tiroit bezlerinin normal işleyişi için gerekiyor.

PROSTAT HASTALIĞINA KARŞI BEZELYE
Araştırmalara göre, haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de önemli etkiye sahip. Salatalığın da kalbi güçlendirdiği, ancak kabuğunun soyulmaması gerektiği belirtiliyor. Günde iki bardak çay, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yerine geçiyor. Bu şekilde kalp dostu antioksidan madde alındığını belirten uzmanlar, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Yapılan 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koydu. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir ise, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Her gün yenilen bir avuç fındık ise kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucu özelliğe sahip. Zeaksantin adlı bitkisel bileşim içeren mısır tüketimi, yaşa bağlı gelişen görme bozukluklarını azaltıyor. Sağlıklı gözler için betakaroten içerikli ıspanak da gerekiyor. Ama pişirildikten sonra hemen tüketilmezse içindeki yararlı maddeler, toksik maddelere dönüşebiliyor.

Bu arada meyan kökünün, SARS’a (Akut Solunum Yetmezliği Sendromu) karşı beklenmedik olumlu etkisinin bulunabileceği bildirildi. Laboratuvar ortamındaki yeni bir araştırma, bitkinin köklerinin bir özünün, kasım ayından beri 800’den fazla insanın ölümüne yol açan SARS virüsünün hücre içinde üremesini engellediğini gösterdi.

www.akademipress.com online